Psychiatry and Clinical Psychopharmacology
Original Papers

Depression, anxiety disorders, quality of life and stress coping strategies in hemodialysis and continuous ambulatory peritoneal dialysis patients

1.

Psychiatry Service of Umraniye Training and Research Hospitali, İstanbul - Turkey

2.

Professor of Psychiatry, Department of Psychiatry, Istanbul University School of Medicine, İstanbul - Turkey

Psychiatry and Clinical Psychopharmacology 2012; 22: 167-76
DOI: 10.5455/bcp.20120412022430
Read: 852 Downloads: 474 Published: 23 February 2021

Objective: In this study, we aimed to assess patients with chronic kidney disease on hemodialysis or continuous ambulatory peritoneal dialysis (CAPD) and to compare them with matched controls for depression, anxiety disorders, quality of life, and stress coping strategies and to estimate the comorbidity of psychiatric disorders and related risk factors.

Patients and Methods: Patients with chronic kidney disease treated with hemodialysis (42 patients) and those with CAPD (41 patients) were included in this study. A healthy control group (41 volunteers) with matched baseline sociodemographic characteristics was also included. Patients between the ages of 18-65 with a history of ≥1 year of dialysis therapy, who were literate and signed an informed consent were allowed to participate; patients with a history of known dementia, delirium, organic brain syndrome (OBS), mental retardation, psychosis, bipolar disorder, or those who were under the influence of a substance or alcohol that disrupted cooperation, sense of reality and cognitive functions and thereby interfered with the evaluation were excluded from the study. The Structured Clinical Interview for DSM-IV Axis I Disorders (SCID-I) was used to assess current psychiatric disorders. Additional data were also collected from the Hospital Anxiety and Depression Scale (HADS), Health Related Quality of Life Short Form-36 (SF-36), COPE (Coping strategies with stress) Inventory, and sociodemographic data forms.

Results: According to the SCID-I assessment, 59.5% of the patients in the hemodialysis group, 53.7% in the CAPD group, and 26.8% among controls were diagnosed with a psychiatric disorder. In all three groups, the most common psychiatric disorder was depressive disorder. The use of non-functional coping strategies was higher among the patients who were treated with hemodialysis, compared to the CAPD patients. The physical and mental scores of the SF-36 were higher among the patients who were treated with CAPD, compared to those in the hemodialysis group.

Conclusion: As both chronic kidney disease and its treatment are very troublesome, it differs from other chronic diseases, leading to a high incidence of psychiatric disorders. Thus, regular psychiatric assessment of these patients is necessary to effectively diagnose and treat psychiatric disorders and improve quality of life.


Hemodiyaliz ve sürekli ayaktan periton diya- lizi tedavisi altındaki hastalarda depresyon, anksiyete bozuklukları, yaşam kaliteleri ve stresle başa çıkma tutumları

Amaç: Bu çalışmada hemodiyaliz ve sürekli ayaktan periton diyalizi (SAPD) tedavisi uygulanan kronik böbrek hastaları ve kontrol grubu katılımcılarını depresyon, anksiyete bozuklukları, yaşam kaliteleri ve stresle başa çıkma tutumları açısından karşılaştırmak, psikiyatrik hastalıklarla karşılaşma sıklığını ve bununla ilişkili faktörleri belirlemek amaçlanmıştır.

Yöntem: Çalışmamıza 42 hemodiyaliz ve 41 SAPD tedavisi alan kronik böbrek yetmezliği hastası ile hasta gruplarıyla benzer sosyodemografik özellikler gösteren 41 sağlıklı kişi alındı. Çalışmaya dahil edilme kriterleri; hastaların en az 1 yıldır diyaliz tedavisi altında olmaları, okuryazar olmaları, araştırmaya katılmayı kabul ederek bilgilendirilmiş onam formunu imzalamış olmaları, 18-65 yaş arasında olmaları, önceden bilinen demans, deliryum, organik beyin sendromu, mental retardasyon, psikoz veya bipolar bozukluk tanısı almamış olmaları ve görüşme sırasında alkol ya da kötüye kullanılabilen bir maddenin etkisi altında olmak gibi hastanın kooperasyonunu, gerçeği değerlendirme yetisini ve bilişsel fonksiyonlarını bozarak, görüşme yapmayı ya da ölçekleri doldurmayı engelleyen durumların bulunmaması olarak alınmıştır. Hastalarda psikiyatrik bozukluk varlığını belirlemek amacıyla ilk görüşmede DSM-IV Eksen-I Bozuklukları için Yapılandırılmış Klinik Görüşme (SCID-I) uygulandı. Ayrıca Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HADS), Kısa Form-36 (SF-36) Yaşam Kalitesi Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Tutumları Ölçeği (COPE) ve sosyodemografik veri formları kullanılarak veriler toplandı.

Bulgular: SCID-I’e göre hemodiyaliz hastalarının %59,5’ine, SAPD hastalarının %53,7’sine ve kontrol grubunun %26,8’ine psikiyatrik bozukluk tanısı konuldu. Her üç grupta da en sık depresif bozukluklar görüldü. Stresle başa çıkmada, hemodiyaliz hastalarının SAPD hastalarına göre işlevsel olmayan başa çıkma tutumlarını istatistiksel açıdan anlamlı olarak daha fazla kullandıkları görüldü. SAPD hastalarının Kısa Form36 fiziksel ve ruhsal bileşen skorlarının ise hemodiyaliz hastalarına göre daha yüksek olduğu gözlendi.

Sonuç: Kronik böbrek yetmezliğinin kendisi kadar tedavi yönteminin de oldukça zorlayıcı olması diğer kronik hastalıklardan ayrılmasına ve psikiyatrik bozuklukların oldukça yaygın görülmesine neden olmaktadır. Sonuç olarak hastaların psikiyatrik açıdan değerlendirilmesi psikiyatrik hastalıkların tanı konup tedavi edilmesi ve yaşam kalitelerinin arttırılması için oldukça önemlidir.

Files
EISSN 2475-0581