Psychiatry and Clinical Psychopharmacology
Original Papers

Evaluation of the effects of anesthetic agents and diagnoses on seizure durations, recovery times and complications in electroconvulsive therapy

1.

Dicle University School of Medicine, Department of Anesthesiology and Reanimation, Diyarbakir - Turkey

2.

Dicle University School of Medicine, Department of Psychiatry, Diyarbakir - Turkey

3.

Dicle University, School of Medicine, Department of Psychiatry, Diyarbakir - Turkey

Psychiatry and Clinical Psychopharmacology 2014; 24: 23-30
DOI: 10.5455/bcp.20130207110645
Read: 800 Downloads: 509 Published: 15 February 2021

Objective: The aim of this study is to retrospectively evaluate the influence of diagnosis and three different anesthetic agents on seizure durations, hemodynamic parameters, recovery times, and side effects in electroconvulsive therapy (ECT).

Method: We have retrospectively evaluated 1342 ECT sessions conducted on 179 patients under general anesthesia at the Psychiatry Department of Dicle University Hospital between 1 September 2009 and 30 June 2012. The relationship between the indications for ECT and the choice of anesthetic agent, number of ECT sessions, motor and EEG seizure durations, recovery times from anesthesia, hemodynamic changes and complications were analysed.

Results: The mean age of the 179 patients included in the study was 36.7±7.3 years. In terms of sex, 50.8% (n=91) were male and 49.2% (n=88) were female. The most commonly used anesthetic agent was propofol (73.2%). Among the patients, 50.8% was diagnosed with major depression, 28.5% had bipolar disorder and 12.8% was diagnosed with schizophrenia. A total of 179 (13.3%) out of the 1342 ECT sessions were considered as failed. In 92.2% of the failed ECTs, the anesthetic agent was propofol. No statistically significant relationship was observed between the diagnosis forming the basis for the ECT and the motor and EEG seizure times, beginning of spontaneous breathing, eye opening, time until response to verbal stimuli, changes in hemodynamic parameters and complications. The seizure and recovery times were significantly shorter in the propofol group compared to the ketamine and etomidate groups (p<0.05). The EEG seizure durations were longer in the etomidate group in comparison to the propofol and ketamine groups (p<0.001 and p<0.05, respectively).

Conclusion: The diagnoses leading to the ECT have no influence on the motor and EEG seizure times, beginning of spontaneous breathing, eye opening, times of response to verbal stimuli, hemodynamic parameters or complications. However, the anesthetic agents used influence all of these parameters.


Elektrokonvülsif terapide anestezik ajanların ve tanıların nöbet süreleri, derlenme süreleri ve komplikasyonlar üzerine olan etkilerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada elektrokonvulzif terapi (EKT) anestezisinde kullanılan üç farklı anestezik ajanın ve tanıların nöbet süreleri, hemodinamik parametreler, derlenme süreleri ve yan etkiler üzerine olan etkilerinin retrospektif olarak değerlendirilmesi amaçlandı.

Yöntem: 1 Eylül 2009-30 Haziran 2012 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Psikiyatri Kliniğinde EKT endikasyonu konulan ve genel anestezi altında EKT uygulanan toplam 179 hastanın 1342 EKT seansı retrospektif olarak incelendi. EKT endikasyonları ve kullanılan anestezik ajanların, uygulanan EKT sayısı, motor ve EEG nöbet süreleri, anesteziden derlenme süreleri, hemodinamik değişiklikler ve komplikasyonlar ile ilişkisi analiz edildi.

Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 179 hastanın yaş ortalaması 36.7±7.3 yıl idi. %50.8’i (n=91) erkek, %49.2’si (n=88) kadındı. En çok kullanılan anestezik ajan propofol idi (%73.2). Hastaların %50.8 major depresyon, %28.5’i bipolar bozukluk, %12.8’i şizofreni tanısıyla takip edilmekteydi. Uygulanan toplam 1342 EKT seansının 179’u (%13.3) başarısız olarak kabul edildi. Başarısız EKT’lerin %92.2’sinde propofol anestezisi kullanılmıştı. Elektrokonvulzif terapi endikasyonu koyduran tanıların motor ve EEG nöbet süreleri, spontan solunum başlangıcı, göz açma, sözel uyaranlara yanıt verme süreleri, hemodinamik parametrelerdeki değişiklikler ve komplikasyonlar arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı. Propofol grubunda nöbet ve derlenme süreleri ketamin ve etomidat gruplarına göre anlamlı olarak daha kısaydı (p<0.05). Etomidat grubunda ise EEG nöbet süreleri propofol ve ketamin grubuna göre daha uzundu (sırasıyla p<0.001, p<0.05).

Sonuç: Sonuç olarak motor ve EEG nöbet süreleri, spontan solunum başlangıcı, göz açma, sözel uyaranlara yanıt verme süreleri, hemodinamik parametrelerdeki değişiklikler ve komplikasyonlar üzerine tanıların bir etkisi bulunmamaktadır. Ancak kullanılan anestezik ajanlar tüm bu parametreleri etkilemektedirler.

Files
EISSN 2475-0581