Psychiatry and Clinical Psychopharmacology
Original Papers

Autistic traits and factors related to a clinical decision to use risperidone in children with attention deficit hyperactivity disorder

1.

Professor, Güzel Günler Health Services, Istanbul - Turkey

Psychiatry and Clinical Psychopharmacology 2014; 24: 333-341
DOI: 10.5455/bcp.20140616123454
Read: 777 Downloads: 455 Published: 16 February 2021

Objective: Our aim was to investigate the factors associated with a clinical decision to use risperidone in children and adolescents with a primary diagnosis of Attention Deficit Hyperactivity Disorder (ADHD) and to investigate autistic traits (ATs) and their influence on treatment decisions in this population

Methods: We retrospectively compared four treatment groups of children with a primary diagnosis of ADHD [no psychotropics group, NPG (n=73, mean age (in years)= 9.22±2.94); stimulantonly, S (n=184, mean age (in years)= 10.52±2.98); risperidoneonly, R (n=51, mean age (in years)= 10.18±3.52); and stimulant plus risperidone, SR (n=30, mean age (in years)= 9.37±2.71] from a private child and adolescent psychiatry clinic. Baseline assessments, in addition to a semistructured interview, included a sociodemographic information form, the parent-rated Child Behavior Checklist for ages 6 to 18 (CBCL-6-18) and the parent and teacher-rated SNAP-IV scale (Swanson, Nolan and Pelham).

Results: There were significant between-group differences on CBCL T scores for total problems, externalizing problems, social problems, thought problems, attention problems, and aggression (all p<0.05) and on the parent SNAP inattention and combined scores (one-way ANOVA). The SR group had significantly higher scores (i) on the mentioned subscales of the CBCL when compared with the NPG and S groups, (ii) on the CBCL social problems subscale when compared with the R group, (iii) on the parent SNAP inattention scale when compared with the NPG and R groups and (iv) on the parent-rated SNAP total score when compared with the other 3 groups (Tukey post hoc test). Sixty-four children above the CBCL-AT cutoff had higher scores than those of children below the cutoff on parent and teacher-rated individual ADHD symptoms. In the logistic regression analysis, the clinician’s decision to use risperidone (either alone or in combination with stimulants) was significantly related to higher scores on the CBCL social problems (p=0.025) and thought problems (p=0.039) subscales. The presence of AT as a category, however, did not predict treatment assignment.

Conclusion: In this clinical sample, parent-rated social problems and thought problems were associated with the clinician’s decision to use risperidone in the treatment of ADHD cases (alone or in combination with stimulants). ADHD children with AT had more severe symptoms of ADHD and displayed more learning disability. However, AT profile as a category was not significantly associated with the use of risperidone. The better characterization of non-ADHD symptoms of ADHD children (social and emotional symptoms) may help to develop more individualized clinical interventions, such as nonpharmacological interventions for social development, which may result in a reduction in the use of medications targeting these symptoms in this group of children.


Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda otizm spektrumuna özgü özellikler ve risperidon kullanım kararını belirleyen faktörler

Amaç: Çalışmanın amacı, ana tanısı dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocuk ve ergenlerde risperidon kullanma kararını belirleyen faktörleri, DEHB’de otizme özgü özellikleri (OÖ) ve bu özelliklerin tedavi tercihi üzerindeki etkilerini araştırmaktır.

Yöntem: Özel bir çocuk-ergen psikiyatrisi kliniğinde takip edilmekte olan, aldıkları tedaviye göre dört gruba ayrılan DEHB tanılı çocuklar geriye dönük olarak karşılaştırıldı [ilaçsız tedavi, İT (n=73, ortalama yaş=9.22±2.94 yıl), sadece stimülan, S (n=184, ortalama yaş=10.52±2.98 yıl), sadece risperidon R (n=51, ortalama yaş=10.18±3.52 yıl), ve stimülan ve risperidon, SR (n=30, ortalama yaş=9.37±2.71 yıl)]. Yarı yapılandırılmış klinik görüşmeye ek olarak, ilk değerlendirmede, ebeveyn tarafından bir sosyodemografik form, Çocuklar için Davranış Değerlendirme Ölçeği-6-18 (ÇDDÖ-6-18) ve SNAP-IV (Swanson, Nolan and Pelham), öğretmen tarafından ise SNAP-IV ölçeklerinin doldurulması istendi.

Bulgular: ÇDDÖ toplam puanı, dışsallaştırıcı problemler, sosyal problemler, düşünce problemleri, dikkat problemleri ve agresyon ölçekleri T skorlarında (bütün p’ler < 0.05) ve ebeveyn tarafından doldurulan SNAP dikkat eksikliği ve toplam puanlarında gruplar arası anlamlı fark bulundu (tek yönlü ANOVA analizi). SR grubunun (i) CBCL’in sözü geçen alt ölçeklerinin puanı, İT ve S gruplarından yüksekti, (ii) CBCL sosyal problemler alt ölçeği puanları R grubundan yüksekti, (iii) ebeveyn tarafından doldurulan SNAP dikkat eksikliği alt ölçeği puanları İT ve R gruplarından yüksekti (iv) ebeveyn tarafından doldurulan SNAP toplam puanı diğer üç gruptan yüksekti (Tukey post hoc testi). CBCL-OÖ eşiğinin üzerindeki 64 çocuğun ebeveyn ve öğretmen tarafından derecelendirilen DEHB belirti şiddetleri, CBCL-OÖ eşiğinin altında olanlardan daha yüksekti. Lojistik regresyon analizinde hekimin risperidon içeren bir tedaviyi (tek başına veya stimülanla birlikte) tercih etmesi CBCL sosyal problemler (p=0.025) ve düşünce problemleri (p=0.039) alt ölçekleri ile ilişkili bulundu. Kategorik olarak otistik özelliklerin bulunması tedavi tercihiyle ilişkilendirilemedi.

Sonuç: Bu klinik örneklemde, ÇDDÖ ebeveyn bildirimindeki sosyal problemler ve düşünce problemlerinin, DEHB tanısı olan çocuklarda, hekimin tedavi için risperidon kullanma kararıyla ilişkili olduğu görülmektedir. Çalışmamızın sınırları içinde, otistik özellikleri olan çocuklarda DEHB belirtilerinin daha şiddetli olduğu ve bu çocuklarda daha fazla öğrenme güçlüğü olduğu, ancak otistik özelliklerin, bir kategori olarak alındığında, risperidon kullanımı ile ilişkili olmadığı anlaşılmaktadır. DEHB’li çocuklarda DEHB dışı belirtilerin ayrıntısıyla tanımlanması (sosyal ya da emosyonel belirtiler vb.), sosyal gelişimi destekleme yaklaşımları gibi, bireyselleştirilmiş klinik müdahalelerin geliştirilmesini sağlayarak, aynı belirtileri düzeltme amaçlı, doğrudan DEHB’ye dönük olmayan, ilaçlara daha az başvurulmasını sağlayabilir.

Files
EISSN 2475-0581