Psychiatry and Clinical Psychopharmacology
Research Abstracts

Posttraumatic stress disorder among substance dependents and its relationship with sociodemographicand clinical characteristics

1.

Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, AMATEM Kliniği, İstanbul - Turkey

Psychiatry and Clinical Psychopharmacology 2004; 14: 1-8
Read: 777 Downloads: 500 Published: 06 March 2021

Objective: Aim of this study was to evaluate the prevalence of posttraumatic stress disorder (PTSD) in substance dependents and its relationship with sociodemographic characteristics, depression, severity of anxiety, personality disorders and childhood abuse history.

Method: The study was conducted between April 2002 and March 2003 in Bakirkoy State Hospital for Mental Health and Neurological Disorders, AMATEM (Alcohol and Drug Research, Treatment and Training Center) in Istanbul. One hundred thirty two inpatients that met DSM-IV diagnostic criteria for substance (alcohol or drug) dependence were included in the study. Semi-structured socio-demographic form, depression and PTSD modules of Structured Clinical Interview for DSM-IV (SCID-I), SCID-II, Childhood Abuse and Neglect Questionnaire Form, Beck Depression Inventory (BDI) and Beck Anxiety Inventory (BAI) were administered.

Results: The lifetime prevalence of PTSD in this group of substance dependents was 31%. The duration of total education and the frequency of patients with higher education, status, were lower whereas frequencies of lifetime prevalence of major depression, personality disorder, personality traits, childhood physical and sexual abuse history and suicide attempt history were higher among patients with lifetime PTSD than patients without lifetime PTSD. The mean scores of depression and anxiety inventories were also significantly higher in this group of patients.

Conclusion: Consistent with previous studies, high prevalence of lifetime rates of PTSD found in this study suggests the importance of taking PTSD into consideration while planning treatment for substance dependency. The results of this study also support the previous findings of close association between comorbidity of lifetime PTSD in substance dependents might be related with childhood abuse history, personality disorders and personality traits. The comorbidity of lifetime PTSD independently seems to elevate the risk of lifetime major depression and suicide attempt in this population.


Alkol ve madde bağımlılarında travma sonrası stres bozuklu ğu’nun sosyodemografik ve klinik özellikler ile ilişkisi

Amaç: Bu çalışmanın amacı alkol ve madde bağımlılarında görülen travma sonrası stres bozukluğunun (TSSB) yaygınlığını saptamak ve sosyodemografik özellikler, depresyon ve anksiyete belirtilerinin şiddeti, kişilik bozukluğu ve çocukluk çağı kötüye kullanımı öyküsü ile ilişkisini araştırmaktır.


Yöntem: Çalışma Nisan 2002 ile Mart 2003 tarihleri arasında Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, AMATEM (Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma, Tedavi ve Eğitim Merkezi) kliniğinde yürütülmüştür. Çalışmaya yatarak tedavi gören, DSMIV tanı kriterlerine göre alkol ya da madde bağımlılığı tanısı almış ve detoksifikasyon sürecini tamamlamış 132 erkek hasta alınmıştır. Olgulara yarı yapılandırılmış sosyodemografik form, SCID-I’in depresyon ve TSSB modülleri, SCID-II, Çocukluk Çağı Kötüye Kullanımı ve İhmali Soru Listesi, Beck Depresyon Envanteri (BDE) ve Beck Anksiyete Envanteri (BAE) uygulanmıştır.

Bulgular: Alkol/madde bağımlılarında yaşam boyu TSSB oranı %31 olarak saptandı. Yaşam boyu TSSB olan bağımlılarda, olmayan bağımlılara göre; eğitim düzeyleri daha düşük, eğitim süreleri daha az, yaşam boyu major depresyon, kişilik bozukluğu ve eşik altı kişilik özellikleri, fiziksel ve cinsel kötüye kullanım öyküsü ve özkıyım girişim öyküsü oranları daha yüksek bulundu. BDE ve BAE puan ortalamaları da yaşam boyu TSSB olan bağımlılarda, olmayan bağımlılara göre daha yüksek saptandı.

Sonuç: Literatürle uyumlu olarak alkol/madde bağımlılarında TSSB’nun birlikte bulunma oranının yüksek olarak saptanması, bu olguların tedavisi planlanırken TSSB’nun göz önünde bulundurulmasının önemini göstermektedir. Çalışmanın bulguları, bağımlılarda yaşam boyu TSSB’nun, çocukluk çağı kötüye kullanımı öyküsü, kişilik bozuklu ğu ve eşik altı kişilik özellikleri ile ilişkili olduğu görüşünü desteklemektedir. Ayrıca bağımlılarda, yaşam boyu TSSB ek tanısının yaşam boyu major depresyon ek tanısını ve özkıyım girişimi riskini de arttırdığı görünmektedir.

Files
EISSN 2475-0581